Bizim Hikâyemiz
Ege’de Başladı, Sofraya Geldi
Bu iş bir iş planıyla başlamadı. Bir mutfakta başladı.Mevsimi geldiğinde yapılan enginarlarla, sabahın erken saatlerinde toplanan otlarla ve “Bunu kışın da yiyebilsek…” cümlesiyle.
Ege’de büyüyen herkes bilir: Bazı tatlar satın alınmaz; saklanır. Annenin yaptığı gibi, babaannenin öğrettiği gibi. Biz enginartarladan.com’u tam da bu yüzden kurduk: Ege’nin mevsimlik lezzetlerini kaybetmemek için. Ama en önemlisi, onları olduğu gibi saklamak için.
Amatör Bir Heyecan, Profesyonel Bir Disiplin
İşe hevesle başladık ama hiçbir şeyi şansa bırakmadık. Çünkü gıda işinde “idare eder” diye bir şey yok.
-
Otları mevsiminde ve doğru yerden toplarız.
-
Enginarı dalından koparıldığı gün işleriz.
-
Tarifleri deneme-yanılmayla değil, Ege usulüyle yaparız.
-
Katkı maddesi kullanmayız; gizli içerik yazmayız.
-
Kavanoza girmeyen hiçbir şey, içine de girmez.
Şevketi bostan, deniz börülcesi, kaya koruğu, cibes… Her biri ayrı emek, ayrı bilgi ister. Biz bu zahmeti seviyoruz. Çünkü sonucu biliyoruz.
Bu Bir Konserve Değil, Mevsimi Saklama Meselesi
Bizim yaptığımız şey raf ömrünü uzatmak değil;lezzeti doğru zamanda durdurmak.Kavanozu açtığında:
-
Mis gibi zeytinyağı kokusu geliyorsa,
-
Sebze diri kalmışsa,
-
“Bunu ben evde yapsam böyle olurdu.” diyorsan,doğru işi yapmışız demektir.
Kime Hitap Ediyoruz?
Biz herkese hitap etmiyoruz. Ama şunları arayanlara net hitap ediyoruz:
-
Ege mutfağını gerçekten bilenlere,
-
“Doğal” kelimesini süs olarak kullanmayanlara,
-
Sofrasında ne yediğini önemseyenlere.
Eğer sen de mevsimi bekleyen, iyi ürüne sabır gösteren, az ama öz sevenlerdensen… Hoş geldin.
Ege’de ne varsa, mevsiminde. Bizden sofrana, olduğu gibi.